Bir rüzgâr artan uykularımı estiriyor
Yakılmıyor ellerin birleşmesi, karışan gecenin sis
ormanına
Korkular duyuluyor, o bilinmez göğü delen
Kalkılan sabahın aynılığına.
Durulmuyor aydınlık sabahlar, yarı baygın
telaşlarda
Taşrada doğuyor bu siren sesleri
Banliyö hızlı trenler taşıyor ölü bedenleri
Bitiyor doğmuş olmak,
Başkalarının
başkalaştığı hayatlar da
Artık duymuyorum
Aklım hiç çelinmiyor ansızın bir kaygıyla
Ait olmak gelmiyor insanın içinden
Yolda, şiirde ve şimdi ki anda
Bir rüzgâr alıyor uyanılmış sabahlarımı
‘Lord Byron’ anlıyor onun kara dilinden
Yolu olmayan ormanlar diyor
Aklım çelinmiyor artık, ait olmadığım bir dünya ya
Banliyö de vapur saati çalıyor,
Kefesinde bir keman ile dalgakıran
Esiyor sert poyrazlar, atılan o masum bakışlara
Varım diyor, şu garip martılar
İşte bir sabah doğuyor
Sarılıyor titreyen ellerde içi dolu tütünler
Çekiliyor kafesine aklının uzakları
Her şey, her şey duruyor ve bitiyor.
Aranıyor ait olmanın kibirli öfkesi
Taşınıyor bir başkasından bir başkasına
Etrafı çevreleyen ukala kelimeler
Taşrada okunuyor güzelliğiyle açılan o amansız hikayeler
Tütün bitiyor, rüzgâr
duruyor
Başlıyor var olmaya ait o mesailer…
Siktir -
herkese iyi günler.

Garip
YanıtlaSil