Kapı eşiğinden bakarak elde ettiğim şu dünyayı
Gördüm
Kent adamların bezgin göğüslü yosmalara
Anadan üryan tekliflerle gelip
Emerken vahşiliğin kanlarını bir
kuytuda
-Uzattım adımlarımı kapıdan
dışarı
Yalnız bar odalarında karışırken damarlarına
amfetamin
Beklenirken o gömülen dalgınlıkta
var olmanın anlamsız acısı
Kolları baştan aşağı ardışık veya
çokça karışık jiletlerle doldururken
Ne uğruna acıya dayanmak zorunda
olduğunu kaybetmek
O histerik günlerin yorgunluğunda
Aynada gördüğün suratı hiçbir
zaman tanıyamamak
Bir şeyi elde etmenin getirdiği
O kuru avam rahatsızlık
Ütüsüz gömlekleriyle hafta sonu
bir barda güzel bir kız kesmenin hayaliyle
Yanıp tutuşan orta yaş krizleri
Son bahsini beyaz bir atın
dermansız oluşuyla tamamlayanlar
Bir şeyi elde etmenin bir bok
getiremediği.
Yarı çıplak bölünen uykularında
bir anıya dokunmak isteyenlerden
Her mahallenin gizli asayişinden sorumlu
o cesur, tüysüz çocuklara
Birinin kalbinin saramadan dünyaya
hoşça kal diyenler
Her gece hiç bilmediği kıtaların özlemiyle
uyandırılan
Açık vücutlar üzerinden atıfta
bulunup, Tanrı’ya koşanlar
Gördüm
Caz
eşliğinde kendinden geçenleri, deri ceket giyince kendini bir sik zannedenleri
Uyandım
Siktir
Siktir, siktir!
Güzel bir söylentidir şimdilerde
Geçerken karşıdan karşıya ölümü
düşünmek
Solumak, gece ardından bu
yorgunluğu
İnanmak her şeyin ortasında bu ihtimalin
Max Richter’in uykusunda dalmak
geceye
Toplamak ekmek yüklü vagonlardan
Tanrı sorusunu
Kaçmak insan
Kurban etmek kirli düşüncelere
Yazmak, gösteriş budalası şu
hiçliğe.
Demek dünya böyle bir yer
Demek gebe kadınların istenç dolu
sözleri
Doğurgan olmak, yaratmak yeni
baştan
Bize ait olan şimdi nerede?
Ey uğuldayan insanlar
Carl Solomon öldü.
Richter’i uyandıramadık derin
uykusundan
Beklenmedi okunsun ölümün adı
şiirlerde
Biz
de hiç soramadık…
Jack,
Allen, Carl ve diğerlerine…
Yorumlar
Yorum Gönder
Bilinmez bir yol burası.